top of page

DEKAN AKMAN’IN ANLATIMIYLA SÜLEYMAN DEMİREL ÜNİVERSİTESİ ZİRAAT FAKÜLTESİ

1994 yılında kurulan Fakültemiz Bahçe Bitkileri, Bitki Koruma, Tarım Ekonomisi, Tarım Makinaları, Tarımsal Biyoteknoloji, Tarımsal Yapılar ve Sulama, Tarla Bitkileri, Toprak Bilimi ve Bitki Besleme ve Zootekni olmak üzere dokuz bölümde eğitim vermektedir. Kayıtlı toplam öğrenci sayısı 1260 olan fakültemizden bugüne kadar toplam 1920 öğrencimiz ziraat mühendisi olarak mezun olmuştur. Henüz çok yeni olmasına karşın Üniversitemizin genel büyüme ivmesini yakalamak için çaba harcayan Fakültemiz, gerek öğ- renci sayısı gerekse öğretim üyesi ve altyapı olanakları açısından önemli bir yerde bulunmaktadır.



Dergi Ayrıtı olarak Göller Bölgesindeki şehirlerin ekonomik ve kültürel özelliklerinin yanı sıra üniversitelerini tanıtmaya devam ediyoruz. Bu ayki konuğumuz Isparta Süleyman Demirel Üniversitesi Ziraat Fakültesi Dekanı Prof. Dr. Zekeriya Akman. Prof. Dr. Akman’a ziraatın tanı- mı, Ziraat Fakültelerinin önemi, Göller Bölgesindeki zirai çalışmaların ve Sü- leyman Demirel Üniversitesi Ziraat Fakültesinin fonksiyonları sorularını yönelttik.


DERGİ AYRINTI: Sayın Akman, kısaca kendinizi tanıtır mısınız?


PROF. DR. ZEKERİYA AKMAN: 1966 yılında Isparta’da doğdum. Lisans eğitimimi 1988 yılında Cumhuriyet Üniversitesi Ziraat Fakültesi’nde tamamlayarak aynı yıl mezun olduğum Fakülte’de yüksek lisans eğitimine başladım. 1991 yılında Cumhuriyet Üniversitesi Ziraat Fakültesi’nde yapılan asistanlık sınavını kazanarak Tarla Bitkileri Bö- lümü’ne asistan olarak atandım. 1996 yılında Gaziosmanpaşa Üniversitesi Tarla Bitkileri Anabilim Dalı’nda Doktora Eğitimimi tamamlayarak, Süleyman Demirel Üniversitesi Ziraat Fakültesi’nde Yardımcı Doçent olarak çalışmaya başladım. Aynı Üniversiteye 2004 yılında Doçent, 2010 yılında Profesör olarak atandım. Evli ve iki çocuk babasıyım.


AYRINTI: Süleyman Demirel Üniversitesi Ziraat Fakültesinin misyonu ve vizyonu nedir?


AKMAN: Fakültemizin misyonu, çağın ve dünyanın gereksinimleri ile uyum içinde güncellediği yüksek eğitim kalitesi, araştırma altyapısı ve AR-GE kapasitesini kullanarak kamu ve özel sektörün gereksinimlerine yanıt verecek donanımda ziraat mühendisleri yetiştirmek; sürdürülebilir tarım ve çevre dostu teknolojileri geliştirmek ve kullanımını yaygınlaştırmak; üretici ve sanayi ile işbirliği içinde ürettiği bilgi ve teknolojileri paydaşlarının hizmetine sunmaktır. Fakültemizin vizyonu, yerel kaynaklar ve gereksinimleri dikkate alarak evrensel değerlerle bilgi ve hizmet üretmek; öğrenci merkezli anlayışımız ve disiplinlerarası çalışma prensibimizden kaynaklanan gücümüzle küresel düzeyde kabul görmektir.


AYRINTI: Fakültenizin Tarihsel Gelişimi ve Fakülte imkanlarınızla ilgili bilgi verebilir misiniz?


AKMAN: 1994 yılında kurulan Fakültemiz Bahçe Bitkileri, Bitki Koruma, Tarım Ekonomisi, Tarım Makinaları, Tarımsal Biyoteknoloji, Tarımsal Yapılar ve Sulama, Tarla Bitkileri, Toprak Bilimi ve Bitki Besleme ve Zootekni olmak üzere dokuz bölümde eğitim vermektedir. Kayıtlı toplam öğrenci sayısı 1260 olan fakültemizden bugüne kadar toplam 1920 öğrencimiz ziraat mühendisi olarak mezun olmuştur. Henüz çok yeni olmasına karşın Üniversitemizin genel büyüme ivmesini yakalamak için çaba harcayan Fakültemiz, gerek öğ- renci sayısı gerekse öğretim üyesi ve altyapı olanakları açısından önemli bir yerde bulunmaktadır. Toplamda 80 öğ- retim üyemiz, 30 araştırma ve öğretim görevlimiz ve 3 uzman personelimizle toplamda 113 akademik personel kadromuz nitelik açısından yeterli olmakla birlikte öğrenci sayıları göz önüne alındığında nicelik açısından büyümeye ihtiyaç göstermektedir. Aynı şekilde, akademik çalışmaların büyük desteği Göller Bölgesi Aylık Hakemli Ekonomi ve Kültür Dergisi Ayrıntı/ 46 ve geleceğin akademisyenleri olması açısından çok önemli olan araştırma görevlisi sayımızı da artırmamız gerektiğine inanıyorum. Mezunları - mızın çalışma hayatlarında başarılı olabilmeleri için hem teorik hem de uygulamalı bir eğitim sunmak isteyen Fakültemizin 36 laboratuar ile Üniversitemize bağlı ve kardeş kuruluşumuz niteliğindeki Tarımsal Araştırma ve Uygula - ma Merkezi, Çiftçi Eğitim Merkezi ve Gülcülük Araştırma Merkezi faaliyettedir.


AYRINTI: Süleyman Demirel Üniversi - tesi çevresine ne gibi hizmetleri sunmaktadır?


AKMAN: Isparta, geleneksel tarımsal üretiminin yanı sıra yeni bir açılımla örtüaltı tarımının da hızla geliştiği ve bu bağlamda is - tihdam yapısında sektörel olarak tarımın daha çok öne çıktığı bir ilimizdir. Arazi bölünüşü iti - bariyle Göller Yöresinin merkezi konumunda - ki Isparta, 893.307 hektar yüzölçüme sahiptir. Bu alanın, %77’si, 353.959 hektarı ormanlar, 251.282 hektarı tarım arazisi, 81.719 hektarı da çayır-mera olmak üzere tarımsal açıdan kulla - nılan alanlardan oluşurken, 70.156 hektarı su yüzeyleri ve 136.191 hektarı da diğer tarım Göller Bölgesi Aylık Hakemli Ekonomi ve Kültür Dergisi Ayrıntı/ 47 dışı alanlardan oluşmaktadır. Isparta ilinin arazi yapısı, oldukça dağlık ve engebeli olmasına karşın önemli tatlı su kaynaklarının ve küçüklü büyüklü bir çok verimli ovanın bir araya toplandığı bir özelliğe sahiptir. Tarım alanlarının % 64’ü kuru ve % 36’sı sulu tarım arazilerinden oluşan Isparta’nın tarımsal yapısını karakterize eden geleneksel tarımsal üretim faaliyetleri içinde meyvecilik başta gelmektedir. Elma, kiraz, kayısı, vişne ve üzüm yetiştiriciliği meyve ürünleri içinde önemli yere sahiptir. Ülkemizdeki elma ve kiraz üretiminin önemli bir kısmı ilden karşılanmaktadır. Isparta ili, elma üretiminde Türkiye üretiminin 1/5’ini sağlamakta ve ülkemiz elma üretiminde birinci, kiraz üretiminde ise ikinci sırada yer almaktadır. Çok büyük bir farkla başı çeken gül üreticiliği yanında hububat, baklagiller ve endüstri bitkileri de Isparta tarımında önemli bir yer teşkil eder. Isparta ilinde en fazla ekimi yapılan ürünler, tahıl ürünlerinden buğday ve arpa ile baklagillerden nohuttur. Yağ gülü (rose damascena) Anadolu’ya 1870’li yılların başında Bulgaristan’dan gelen göçmenler tarafından getirilmiştir. Isparta’da ilk yağ gülü üretimi 1888 ve gülyağı üretimi de 1892 yılında “Müftüzade İsmail Efendi” tarafından gerçekleştirilmiştir. Müftü- zade İsmail Efendi tarafından imbik adı verilen basit ve ilkel kazanlarda üretilmeye başlanan gülyağı zaman içinde yaygınlaşarak, bu metotla üretilmeye devam edilmiştir. Günümüzde köy tipi gülyağı üretimi, yerini tamamen sanayi tipi gülyağı üretimine bırakmıştır. Isparta, Türkiye’de özellikle gül yağı ve gül ürünleri üzerine önemli bir merkez haline gelmiştir. Yörede bir çok yerli ve yabancı gül işleme fabrikaları bulunmaktadır. İlde Gülbirlik’e ve özel kuruluşlara ait, 5 adedi büyük olmak üzere toplam 15 adet gül yağı fabrikası bulunmaktadır. Tarımsal yapısını özetlediğimiz Isparta ilinde Fakültemiz ve Üniversitemiz bünyesinde yer alan ve Fakültemiz tarafından desteklenen Tarımsal Araştırma ve Uygulama Merkezimiz ile GÜLAR aracılığıyla sunduğumuz katkılar özetle şu şekilde özetlenebilir: Tarımsal araştırma ve üretimde teknolojiyi takip etmek ve uygulamaya aktarmak, bölgesel problemler için çözüm üretmek, tarımsal üretimde strateji üretmek ve piyasayı yönlendirmeye yönelik araştırma ve eğitim çalışmaları yapmak, tarımsal üretimde kullanılan materyallerde kalite ve standardizasyon denetimleri yapabilecek alt yapıyı oluşturmak, kurumsal ve bireysel taleplere cevap vermek, çiftlik ölçeğinden bölgesel ölçeklere kadar etüd, planlama ve danışmanlık hizmetleri sunmak, bölge üreticisine dö- nük olarak fidan üretmek ve satmak ve böylece dışarıdan fidan alımı ihtiyacını azaltmak. Ayrıca 2012 yılının başından beri aktif biçimde bölge üreticisinin talepleri doğrultusunda yaprak ve toprak analiz hizmetleri, Fitoklinik hizmetleri, Süt sağım Makinaları Araştırma ve Test Laboratuar Hizmetleri ile Süt sağım tesisleri deney raporları düzenlemekte, Göller Bölgesi Aylık Hakemli Ekonomi ve Kültür Dergisi Ayrıntı/ 48 ayrıca yem analizleri, rasyon hazırlama tekniklerine ilişkin hizmetler, damla sulama proje ve danışmanlık hizmetleri gibi bir dizi aktivite ve hizmeti başlatmış durumdayız.


AYRINTI: Süleyman Demirel Üniversitesi Ziraat Fakültesinin Bilimsel Arenada Yeri Nedir?


AKMAN: Süleyman Demirel Üniversitesi Ziraat Fakültesi proje odaklı ve üniversite sektör işbirliğini öne alan öncü bir fakültedir. Son 4 yıldan bu yana 50’ ye yakın TUBİTAK, 3 DPT, 6 TAGEM, ve 5 AB projelerinin kabulü bunun en somut göstergesidir. Ayrıca yayın etki indeksi ve projeler bazında Ortadoğu Teknik Üniversitesi URAP Araştırma birimi tarafından yapılan değerlendirmede son iki yıldır Fakültemiz “Çevre ve Tarım Bilimleri” alanında dünya üniversiteleri arasında ilk 500 üniversite arasına girmeyi başarmıştır. Diğer taraftan alanında bir dizi panel, çalıştay ve sempozyumlara da düzenleyici olarak önderlik yapmaya devam etmektedir.


AYRINTI: Gelecekte ziraat eğitimini ve mesleğin durumunu nasıl görüyorsunuz?


AKMAN: İnsanların yaşamak için gıdaya gereksinimleri olduğu müddetçe tarımın stratejik değeri asla tartışma konusu olamaz. Günümüzde dünyayı küresel olarak tehdit eden konuların tamamında tarım, sorunun nedeni ya da çözümü olarak yer almaktadır. Ülkelerin geleceği, gelişmiş sanayileri ya da modern şehirleri ve teknolojileri kadar, temel gıdaların üretimi bakımından kendine yetip yetmedikleri ile de yakından ilgilidir. Bu bağlamda ülkemiz için tarım stratejiktir ve tarımın geleceği bizim için birinci derecede önemlidir. Tarımsal uygulamalarda yüksek başarı, ancak bilgi ve teknoloji ile do- ğal koşulların uygunluğu durumunda mümkün olabilecektir. Bu durum, üretimde yeni ve nitelikli genetik materyal ile gübre ve diğer ileri üretim teknik ve teknolojilerin kullanımını sınırlayan, gelişmiş tarım bölgelerinin oluşumunu engelleyen ayrıca tarımda uzmanlaş- ma ve küresel işletme mantığının oluş- masında ciddi bir sorundur. Etkin üretici örgütlerinin oluşumu ve gelişiminin teşvik edilmesi, üreticilerin ürünlerini uzun süre sağlıklı biçimde tutabileceği gelişmiş depo ve siloların sayılarının artırılması, gerekli danışmanlık hizmetlerinin yaygınlaştırılması ve bu yolla yeni çeşit ve teknolojik gelişmelerin üreticiye aktarılması gibi önlemler sorunun çözümüne katkı sunacak açılımlardır. Bu açılımların itici gücü elbette ki tarımsal eğitimdir. Bu anlamda zirai eğitim her zaman gündemdeki yerini muhafaza edecektir. Diğer taraftan Ziraat Mühendisi arkadaşlarımız, meslektaşlarımız, malzemesinin büyük ölçüde canlı materyal ve toprak; hedefinin de insan olduğu bir sektörlerde çalıştıklarını unutmamalıdır. Bu özellikleri ve kırsal alanda gerçekleştirilebilir bir üretim alanı olması tarımı, insanların sadece geçimlerini sağladıkları bir meslek olmaktan çıkarmakta ve bir yaşam bi- çimine dönüştürmektedir. Bu bağlamda her ziraat mühendisi meslektaşımız toprağı, bitkiyi, hayvanı ve insanı severek çalışmalı ve üretmelidir.


bottom of page